Son iki gündür dilime pelesenk olmuş şarkı… Tüylerimi ürpertiyor!…
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Evet efeniiim… Yorucu bir haftayı geride bıraktım, bırakıyorum! Acayip günler geçirdiğimi itiraf edebilirim, kimyam-biyolojim allak bullak. Buna bağlı olarak “fizik”te de değişimler var tabi.
Son 1 haftadır düzenli uyuyamıyor~dum, yemek yemiyor~dum (/yiyemiyorum), kendimi yaşımdan büyük hissediyordum. Teşhis: Yorgunluk ve can sıkıntısı… Allah’tan bünyem bir şeyleri içinde tutmaya alışkın değil. Hani, içimdekini dışıma aktarabiliyorum en azından. Bünyemin ikiyüzlü olmaması bu konuda işime yarıyor, her ne kadar sosyal hayatta biraz zorluk yaşatsa da bana… Bir olaya sinirleniyorsam sakin davranmam mümkün olamaz, en ufak bir refleks dahi olsa, belli etmeliyim! İçimde biriktirme huyum yok o yüzden, en azından herkesten daha azdır bence.. Durumları idare etme huyum yoktur!
Neyse… Düzeni bozuk bir hafta geçirdim. İki de olabilir, kesin bir tarihi yok aslen.
Yemek yerine canım sürekli içecek istiyor. Hani başımdan kötü bir anı geçmese yemek yememek-sonuç ile ilgili hiç tınlamayacağım ama… Kendimden yaşlı hissetmem de azıcık tuhaf… Hem hiperaktif olup hem bunları hissedebilmek yani… Geçiyor bu durum yavaş yavaş, geçici.
Okul tam “pas” dediğinde, ben de tasarladığım(ız) güzeeel programa dalış yapacağım hafiften… Boleyn Kızı’nın devamı olarak nitelendirilen Kraliçe’nin Soytarısı‘na başladım, şükürler olsun!
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Zamanını bekleyip de gitmeye zaman kolladığım öncelikli iki film:
- Boleyn Kızı.
(tabii ki de!) Kitabı yuttuktan sonra güzel bir film eleştirisi yapabileceğime inanıyorum. Bunun sayesinde filmlere uyarlanan kitaplara dikkat kesmeye başladım.
- O… Çocukları.
1981 Türkiye’sinde askeri darbenin izleri, o günün yaşamı, hayat kadınlarının çocuklarına bakan kadının evinin eksenine yerleştirilerek anlatılmış. Başroldeki Demet Akbağ ile Özgü Namal dikkatleri filme çekiyor hemen. Ve tabii ismi de! Okuduğum eleştirilerde Sarp Apak’ın filmdeki gereksizliğinden falan söz edilmiş ama asla önyargıyla girmiciiim filme!
Bunun dışında, sabah kardeşimin bulduğu linkler beni hayli sevindirdi: “The Tudors” dizinin iki sezonluk bölümlerini tamamı!… Takmış olduğum İngiliz Sarayı, yakışıklı kralı, dönen entrikaların konu edildiği 19 bölümlük bir dizi…
Erenciğime düştü işimiz, yemek teklifiyle işi bağladım şükür! (Reddedileceğim diye çok tırsmıştım ama ha!)
Sabah ancak tekrarını izleyebildiğim, kanal D’de yayınlanan, Yılmaz Erdoğan’ın BKM Mutfak’ı Çok Güzel Hareketler Bunlar ise yeni favorim… Güzel yetenekler varmış. Skeç yazma işini skeçte anlatmaları en favori “çok güzel hareketleri” idi.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Başka ne vaaaar, ne yok! O kadar çok şey birikti ki aslında, yazmayınca böyle bir kazan çorba içmiş misali saldırıyorum… Önümüzde tamamlamamız gereken 1000 parçalık bir “Safiye”miz (şekil – A :p) var bir de. Bu yaz edineceğimiz yeni takıntılardan biri kardeşciğimle: ART Puzzle! Dün D&R’dan seçtiğimiz birine girişmiş bulunmaktayız. (Hoş, daha çok Yağmur girişti, ben tembellik ediyorum henüz.) Tamamladıktan sonra tabloya dönüştüreceğimiz güzel yap-bozlar beğendik, küçükten küçükten başladık; bakalım.
