
Gece gece ayakta kalabildiğime sevindi-m. Oturup ders çalışabilirsem daha da sevineceğim… (:
Sabaha kadar ayakta kalabilir miyiz ki yine?
Günlerden Cumartesi ya da Pazar…N E önemi var ki? Herhangi birkaç parçayı toplayıp atmışım sepetimin içine, odamı toparlamışım, notlarımı temize çekmişim. İşten izin alıp eve erkenden gelmişim. Sonra canım soğuk bi’ şeyler çekmiş, alışverişe inmişim.
Yazın kavurucu sıcaklarından bunalmışım…
Kimilerinden bunalmışım…
Yine dE yılmamışım, ayaktayım işte, her zamanki gibi.
Eve kapanmışım, çorba pişirmişim, sofrayı kurmuşum. Anne gibi sarmışım yine kardeşimi, yemeğini yedirmişim. Yeğenlerimi özlemişim ama gidememişim, minibüse atlayıp bir saatliğine gitmek geçmiş aklımızdan ama hani kitaplarım yanımda değil, ders de çalışamadım hiç hani, şu haftayı bi atlatsam…
Yeğenimin bebek kokusunu özlemişim… Ahmet’in koşuşturmalarını, bıcır bıcır konuşmalarını…
Odaya hapsetmişim kendimi, ama ne fayda, kitaplardan da kaçış yok ya, ders kitabından kaymış aklım diğer yana. İngiliz kralının ve acımasız markiz’in maceralarına dalmışım…
(Hani şu aralar da aklıma takılmıyor değil, karakterlerimiz nasıl benziyor diye??)
Evin içinde dolanmışım amaçsızca, sonra yine ders, sonra yine kitaplar sayfalar notlar…
Böyle geçivermiş bi gün de. Oturup kalmışım soğuk (e ama hava çok sıcak, içim sıcak!) ekran karşısında. E, hadi bugünümü de özet geçeyim, sigara tellendirir gibi, demişim.
Bitmiş yazacaklarım…
Aklıma yenileri gelmiş ama yazmamışım...
Daha yazacak çok şeyim varmış...
- s o N -
... not every pain hurts!