
Türkiye’nin en güneyinde bir yerlerde bura… Demek ki bahar denen mevsim, yalnızca sonbahardan ibaret burada… İlkbaharımız yoktur doğru dürüst, en fazla 1 ay. Onu da mucize olarak karşılarım! Kendimi bildim bileli, penceremi açıp da “Ahh, ne güzel bahar havası!” dediğim gün sayısı pek azdır.
Bahar geldi, geçiverdi. Yaz sıcaklarına çoktaaan “Hoş geldin(!)” dedik.
Korkuyorum: Bu yaz nasıl geçecek? O kadar çok komplo teorisi üretiyorum ki küçüklüğümden bu yana, dünya hakkında…
Çok sıcak havalardan,
denizlerin suyunun çekilmesinden,
buzulların eriyip de deniz seviyesinin yükselmesinden,
kış diye bir mevsimi hiç görememekten,
çeşmemi açtığımda suyumun akmamasından / hiç akmayacağını öğrenmekten,
hava / çevre kirliliğinden insanların artık -zaten havasız- evlerinde tıkılı kalmak zorunda olmalarından,
ve bunlar gibi pek çok felaketi görmekten / en korkuncu da / çocuklarımın yaşıyor olacağını bilmekten / deli gibi tırsıyorum!
……………….
Biliyorum, hiç çekilmiyor henz sabah vakitlerinde, hele de bu güneşli havada böyle senaryolara maruz kalmak. Ama gerçekle yüzleşmek için insanlar bunlardan bir / birkaçını görse de popolarını kaldırıp bir icraatta bulunamıyorlar, afedersiniz!
Seda Sayan denen o sarı, kendini çoook akıllı kadın sanan küçük beyinli insanın altyazılarına “dikkat, dünyamız pişiyor!” uyarısından daha çok önem veriyorlar, maalesef…
“flaş flaş! jennifer lopez gibi kalçalarınız olması için hangi tür besinler tüketmeniz gerekiyor?”
el cevap: popolarınıza ve bacaklarınıza her gün bir kase bal sürün!
Hadi yaa! Millet yemeye bal bulamazken, bulduğu balı da bir yerlerine merhem edecek, ha??!! hahaha…
“5 kocalı hürmüzümüz, sedamız sayanımız zekeriye beyazla hangi ünlü gece klubünde yakalandı? azzzz sonraaa!”
el cevap: hayret, o kendinden büyüklerle de çıkıyor muydu?
………………..
Fark ettim ki, dinlediğim de karamsarlığa bayağı katkıda bulunmuş… Toby Saks & Neil O’doan – Martinu: Cello Sonatas 1&3…
Saygıdeğer Desdemona ‘m, masaüstüne böyle beni hararete düşüren parçalar koymak sizi mutsuz etmiyor mu?
………………
Aklım 2,5 (iki-buçuk) karış havada, döneyim bir an önce yürüyen zamana… Şimdilik.
Bu arada, unutmadan… Bugün Mor ve Ötesi, Türkiye adına Eurovision 2008 – 2. yarı final gecesinde yer alacak!
