Eveeet… Bugünkü sorunsalım bu.
Hangi şarkı? Demir Demirkan’dan “Zaferlerim”. Şarkının müziği tam benim istediğim gibi… Sert, kararlı ve asi. Sözleri ise mükemmel. “Ben şarkı sözü yazarı olsaydım, aha da böyle yazardım!” dediğim türden:
Yok olup gitsem de
Sonumu görsem
Ölümü tatsam da
Yenilmem yine de…
Yitip gitsem
Sonumu bilsem
Ölümü tatsam
Yenilmem yine de… Senin için bütün ZAFERLERİM!
Ordaki “sen”le alakam yoktur. Benim için bütün zaferleriiiim. Kimse için zafer kazanacak halim yok ya.
Bu şarkı, bana hayatı, yaşamımı, yaşamın zorluklarını ve en önemlisi yaşadığım/yaşıyor olduğum zorlukları hatırlatıyor her keresinde…
Pek çoğunun ”kolayca” geçtiği sınavlardan canını dişine takarak çalışıp geçmek… (burdaki sınav, dersle ilgili sınav değil, yaşamla ilgili her türlü engel, durum, tutum ve davranış v.s.)
Yine de, tüm zorluklara rağmen seviyorum yaşamayı. Zorlukları da seviyorum, çünkü mücadele etmeyi seviyorum. Çünkü “alın teri” denen şeyi biliyorum. Onun tadı bambaşka… Doğuştan mücadeleci ruhumla (övünmek için değil bu) başa çıkabildim hayata… Ana rahminden ayrılıp da dünya gözüyle görmeye başladıktan beri her şeyi, alın teri döktüğüme inanıyorum ben.
İnanıyorum, gücümü de bundan alıyorum…
Zaferlerden nereye geldim…
———
Yağmur, bir kitaba takılı kalmış durumda, 3 gündür: Boleyn Kızı. 820 sayfayı üçüncü günde bitiriyor, maşallah! Kitabın devamı niteliği taşıyan “Kraliçenin Soytarısı”na başlayacak… Ben de şu önemli üç ödevimi teslim kıvamına getirdiğimde başlayacağım. 25 Mayısta da Boleyn Kızı, Türkiye’de gösterime girecek zaten… Film gösterilmeden benim kitabı bitirmem gerekecek, zira sinemadan sonra kitaba yoğunlaşmak çok zor olur benim için. Filmi çıktığında geciktirmek ise hiiiç işime gelmez!
İşte bir kitap-film daha… Okumadığım için henüz tavsiye edemiyorum ama yine de kulağa küpe efenim…

super bir film